• fatossomsa

Sen Hiç Stratejine Aşık Oldun mu?

Judy’nin ofisinde oturmuş, ‘’Kızım kitap okumuyor diye sızlanıyordum. ‘Neden’’ diye sordu, ‘’Neden kızının kitap okuması senin için bu kadar önemli? ’’Çünkü’’ dedim ‘’ Bilgi hayat kurtarır’’ Hımm dedi. Onun geleceğiyle ilgili endişemi ediyorsun. Sanki içimdekileri kusmak için bu soruyu bekliyormuşum. Başladım anlatmaya. ‘’Ayakları üzerinde durabilen, özgüvenli, hızla değişen dünyaya uyum sağlayabilecek şekilde büyüsün. Muhakeme yeteneği gelişsin. Yalnız kaldığında, dibe vurduğunda ayağa kalkıp, hayata sımsıkı sarılabilecek gücü bulabilsin istiyorum. Her anne gibi.’’ Sonra derin bir nefes aldım. ‘’Tek çocuk zaten’’ dedim ve sustum. Sesim de, söyleşim de, sessizlikte yankılanan ‘’Tek çocuk zaten.’’ sözü de korkularımı kalbinin derinliklerinden çıkarıp orta yere fırlatmıştı yine.


Evet Korkuyordum. Bildiğin korkuyordum işte. Yalnız kalmasından, acı çekmesinden, hayatta kaybolmasından. Sonra kurtuluş ümidi olarak gibi bilgiye, kitaplara sarılıyor. O da şimdiden sarılsın istiyordum. Bu hayatta herkes günün birinde bir yerlerde kayboluyor. Boşluğa düşüyordu. Derler ki boşluğa düşen kendiyle karşılaşırmış. Kendi ile karşılaşıp ‘’ Kimsin sen?’’ diye sorarmış. Kimi o sorunun peşinden gider, kimi de ‘’Amaann kimsen kim, kimin için ne önemi var ki’’ deyip önce kendi kendinden vazgeçermiş. Kendini bilsin, kendinden vazgeçmesin istiyordum. Kendi değerini birilerinin eline verip, o birileri hayatından gittiğinde de değerini de yanlarında götürmesinler istiyordum.


Kızım doğduğu yıl tutmuştum ipin ucundan. Eric Fromm acıyan kalbime merhem olmuş, Victor Frankl yaşadıklarımın anlamını değiştirmiş, Yeşim Türköz yaşamın benden aldıklarının yanında kattıklarını da görmemi, hepsini birden kucaklamamı sağlamış, Anthony Robbins ise hepimizin davranışlarımıza yön veren duygusal ihtiyaçları anlamamı sağlayarak, yaşamımın tüm seyrini değiştirmişti.


Çekim yasasının biz ne istersek değil, ne isek onları hayatımıza getirdiğinin canlı örneği olarak etrafımda kendime benzer onlarca yeni arkadaş edinmiş, bir adım daha ileri giderek Marshall B.Rosenberg’in tarafından geliştirilen ‘’şiddetsiz iletişim’’ yolculuğuna çıkmıştım.

Kızımı koruyup kollayıp, hayata sağlam tutunabilmesi için güçlü bir alt yapı hazırlama isteğimin yegane sebebi, bir anne olarak elimden geleni yaptığıma emin olup kendimi kendime onaylatmak, iç huzura ermekti. İhtiyaç benim ihtiyacım idi. Tüm çabam da bu ihtiyacı karşılamaya yönelikti. Buraya kadar her şey yolunda. İtirazım yok. Temel ihtiyacı fark etmenin gücüyle tanışıp, yaşam seyrimi değiştireli epey olmuştu ne de olsa.


Judy tekrar sordu. ‘’Kızının öğrenmesini, kendini geliştirmesini istiyorsun. Kitap okumanın da iyi bir yol olduğunu düşünüyorsun. Doğru mu?’’ dedi. ‘’Evet’’ dedim. ‘’Peki kendini geliştirebilmenin alternatif yolları neler?’’ Aklıma gelenleri hızlıca saymaya başladım. ‘’Online eğitici araçlar, filmler, sosyal öğrenme, çeşitli kurslar vesaire vesaire.’’ ‘’Evet’’ dedi. ‘’Kitap okumakta bu stratejilerden bir tanesi.’’

Bir kez daha yapmış. Çözüm yoluma, yani stratejime aşık olmuştum. Oysa gerçek aşkı hak eden sadece sebebim, ihtiyacımdı. 😊)


O gün bugündür sorarım kendime. İhtiyaç mı? Strateji mi? Bu çözüm hangi ihtiyacımı yada ihtiyaçlarımı karşılamaya hizmet edecek? Bu gerçek bir ihtiyaç mı?

İhtiyaç ile stratejiyi nasıl ayırt ediyorum diye merak ediyorsanız hemen söyleyeyim. Kurduğunuz cümleler kişi, yer, eylem, zaman, nesne içeriyorsa bilin ki strateji konuşuyorsunuz. Kişiden, yerden, eylemden, zamandan, nesneden bağımsız yani kişi, yer, eylem, zaman, nesne içermeyen bir şeyden bahsediyorsanız işte o sizin ihtiyacınız gerçek nedeninizdir.


Sende sormak ister misin kendine? Nerede patinaj çekip duruyorum. Tıkanan yolum, kapanan kapım var mı? Bu yolun, bu kapının açılması benim hangi ihtiyacımı karşılar? Benim asıl ihtiyacım ne? Bu ihtiyacı karşılamanın alternatif yolları neler?

© 2017 by Fatoş Somsa
 

 

532 283 02 69 

  • Facebook Clean